Yahya Kemal Türkçesi

Yahya Kemal’i Türkçe’nin sadeleşmesi davasında, eskiye bağlı sanmak yanlıştır. O, Türk dil inkılabından en az yirmibeş otuz sene evvel Türk şiir dilinde saf türkçe’ye doğru ağırbaşlı ve reklamsız bir inkılap yapmıştır. 1904 – 1912 yılları arasında Paris’de Türkçe söyleyiş ‘in sırlarını ararken terennüm ettiği :

Canavarlar kaçıyormuş gibi gür bir doludan

Bir Salîb ordusu bozgun, kaçıyor Niğbolu’dan

gibi destan mısraları, bu hâdisenin şahitleridir. İstanbul’a döndüğü ilk yıllarda (1912 – 1917) söylediği:

Gönlümle oturdum da hüzünledim o yerde,

Sen nerdesin ey sevgili, yaz günler nerde?

Dağlar ağarırken konuşurduk tepelerde

Sen nerde, o fecrin ağaran dağları nerde?

gibi şarkı güfteleri, daha birçok benzerleriyle, şâirimizin, Türk şiir lisânını, daha o yıllarda özlenen güzelliğe ulaştırdığını gösteren örneklerdendir. Yahya Kemal, o tarihlerde şiir lisânına halkımızın derhal seveceği, bazı güzel ve güzel hâtıralı Türkçe kelimeler getirmek için ayrı bir gayret sarf ediyordu. Sonsuz gibi, akın gibi, sökün gibi, atlı, doludizgin, koşu gibi kelimeler bunlar arasındadır. Bu demektir ki Yahya Kemal’in şiirlerinde iki ayrı lisan vardır. Bunlardan biri, Eski Şiirin Rüzgârıyle söylediği manzûmelerin lisânıdır. Bu manzumelerde yediyüz yılın süzgecinden geçirilmiş bir Osmanlı-Türk sesi duyulur. Kendi Gök Kubbemiz adı altında toplanan şiirlerinde ise, en zengin terennüm lisânını Yahya Kemal’in şiirlerinde bulan, ideal bir Türkiye Türkçesi seslenir.

Bu dil, Vuslat’da aşkımızı, Uçuş’da şevkimizi, Itri’de mûsıkîmizi, Deniz Türküsü’nde türkümüzü, Süleymaniye’de Bayram Sabahı’nda ise hemen bütün milliyetimizi dile getiren, büyük bir millî terennüm lisânıdır…

Resimli Türk Edebiyâtı târihi 2. Baskı s:1182

About Banarlı

Nihad Sâmi Bey, Bayrakdarzâdeler nâmıyla tanınan Trabzon'un köklü bir ailesine mensuptur. Bu nam, ceddinin Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon seferinde bayrakdarlığını yapmasından ileri gelmektedir. 18 Nisan 1907 yılında İstanbul'da doğan Nihad Sâmi Bey'in babasının babası Emin Hilmi Bey, 1293’te İstanbul'da toplanan ilk Osmanlı Meclis-i Mebûsânında Trabzon mebûsu olmuş, ayrıca Matbaa-ı Bahriye Nazırlığı vazifesinde bulunmuştur. Babası İlyas Sâmi Bey ise Trabzon Merkez Mutasarrıflığı Tahrirât Müdürlüğü, İstanbul İdare-i Mahsûsa Tahrirât Başkâtipliği gibi vazifelerden sonra 1892’de Bitlis Vilâyeti mektupçuluğuna tayin edilmiştir. Bundan sonra İşkodra, Kastamonu, Diyarbekir, Musul vilâyeti mektupçuluklarında bulunmuş ve 1900 yılında Süleymaniye Mutasarrıflığına getirilmiştir. Annesi ise yine köklü bir aileye mensup olan Hâfize Nâdire’dir. Nihad Sâmi, ilk tahsilini Fatih Sultan Mehmet Vakfı Sıbyan mektebinde, daha sonra Gelenbevi ve Mercan idadisinde yaptı. Lisenin ilk sınıflarını Vefâ Sultanîsi'nde okudu. Son sınıfta İstiklâl Lisesi'ne geçti ve oradan mezun oldu. 1926’da İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi ve Yüksek Muallim Mektebi’ne giren Nihad Sâmi mezuniyetinden sonra çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliklerinde bulunmuştur. 1947’de Eğitim Enstitüsü’ne ve buna ilâveten Yüksek Öğretmen Okulu edebiyat öğretmenliğine getirildi. Nihad Sâmi Banarlı, 1953’ten beri âzâsı bulunduğu İstanbul Fetih Cemiyeti tarafından kurulan İstanbul Enstitüsü ve daha sonra kendi emekleriyle kurulan Yahya Kemal Enstitüsü müdürlükleri yaptı. Gençlik yıllarında piyes, hikâye ve şiirler kaleme alan Nihad Sami daha sonra ilmî çalışmalarına ağırlık verdi. Dâsitân-ı Tevârih-i Mülûk-ı Âl-i Osman ve Cemşîd ü Hurşîd Mesnevîsi isimli mezuniyet teziyle hızlanan ilmî çalışmaları bir neslin edebî ve kültürel donanımında büyük pay sahibi olan Türkçe-edebiyat ders kitapları ve iki ciltlik Resimli Türk Edebiyatı Tarihi ile devam etmiştir. Nihad Sâmi Banarlı’nın gençlik yıllarından başlayarak kaleme aldığı çok sayıda deneme ve makalesi vardır. Bugün 13 ciltlik bir külliyat oluşturan bu yazılar daha ziyade Türkçe, Türk edebiyatı, bilhassa Yahyâ Kemal, [Yahyâ Kemal’in sağlığında yayımlanmamış şiir ve nesirleri, hatıraları da yine Nihad Sâmi tarafından neşredilmiştir] tarih, tasavvuf ve İstanbul üzerinde yoğunlaşır. 1948’den 1962’ye kadar Hürriyet Gazetesi’nde Edebî Sohbetler adı altında neşredilen yazıları da büyük bir alâkaya mazhar olmuştur. Verimli ve tesirli ömrünün sonuna kadar Türk dil, kültür ve edebiyatına hizmet etmiş olan Nihad Sâmi Banarlı, Kadir Gecesine rastlayan 13 Ağustos 1974 günü vefât etmiştir. Eserleri : İnceleme - Araştırma Yahyâ Kemal Yaşarken (1959) Yahyâ Kemal’in Hatıraları (1960) Türkçe’nin Sırları (1940) Şiir ve Edebiyat Sohbetleri (3 cilt, 1951-1954) Resimli Türk Edebiyatı Tarihi (2 cilt, 1948-1975-1979) Dasitan’i Tevarih’i Müluk’i Ali Osman ve Cemşid ve Hurşid Mesnevisi(Ahmedi)(1933) Namık Kemal ve Türk Osmanlı Milliyetçiliği Büyük Nazireler Mevlid ve Mevlid’de Milli Çizgiler Edebi Bilgiler (1940) Metinlerle Edebi Bilgiler (3 cilt, 1955-1960) Başlangıçtan Tanzimata Kadar Türk Edebiyatı Tarihi Fatih’in Zafer Sırları Oyun Kızılçağlayan (1933) Bir Yuvanın Şarkısı (1933) Roman Bir Güzelliğin Romanı (Hürriyet gazetesinde tefrika)

Related Posts

Yorumlar

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak. Gerekli alanlar * ile işaretlenmişlerdir