Şeytanların oynattığı kuklalar

Türkiye’de tamâmiyle mânevî yönden düşünerek, yaratılmışları, kuklalara benzeten ilk fikir adamı Mevlâna’nın oğlu Sultan Veled’dir. Sultan Veled, bir manzûmesinde :

NSB_7[1]1

“Çerh ü zemin çü hayme vü halkan çü lû’betan”

“Yerle gök çadır gibi, halk da oyuncular (kuklalar) gibi” der.

 

***

Fakat Türkiye’de, bazı mahlûkların, ipler başkalarının elinde olarak, birer kukla vazîfesi gördüklerini, bu sefer, siyâsî bir lisan söylemiştir. Sayın Başbakan Nihad Erim Bey, son meclis nutkunda demiştir ki:

“Yurdumuz, milletimiz, ipi dışarıdan çekilen bir komplo karşısındadır. Bizi bölmek, bizi birbirimize düşürmek, Türkiye’yi bu yoldan kolay yutulur bir lokma hâline getirmek isteyenler var.”

Başbakanın, etraflı nutkunun en mühim cümlesi budur. Öyle olduğu halde, gazetelerimizin  çoğu, nutkun bu noktasına parmak basmamışlardır.

Çünkü bu seferki ifâde Sultan Veled’deki gibi ilâhî bir hikmetin tefsîri mâhiyetinde değil, aksine şeytânî bir tasallutun ifşâsı mânâsındadır.

***

Vaktiyle, “İkinci Millet” başlıklı bir yazımda açıkça belirttiğim gibi, Türkiye’de Türkiye Cumhûriyeti’nin nüfus kağıdını taşıdıkları halde, eski ve soysuzlaşmış Anadolu ve Balkan kavimlerinin çocukları da yaşamaktadır.

Bunlar, nüfusça ne kadar az olurlarsa olsunlar, hatta büyük bir milletin içinde, rahatça kundak vazîfesi görebilirler.

 

Yapmaya çalıştıkları kötülüklerin, elli yıl evvel, İstiklâl Savaşı yapmış, ve bir Kuvâ-yı Milliye rûhu ile kenetlenmiş bir milleti sarsacak bir ehemmiyet kazanması nedendir?

Biz iddiâ ediyoruz ki bunun sebebi şu maddelerde hulâsa edilebilir :

  1. Dil inkilâbı’nı, Atatürk’ün en son ve en tabiî dil emrinden kopararak soysuzlaştıran, Atatürk yerine Moskova’nın emrine uyan ve böylece Türk çocuklarının kafalarını bütün millî kültürden, millî mâzînin her türlü şan ve şeref mîraslarından yıkan, en korkunç sol hareket.
  2. Mâarifimiz, etrâfı, hâlâ, İstiklâlimize ve topraklarımıza göz dikmiş düşmanlarla çevrili bir ülkede tâkip edilecek millî kültür siyâsetini bulamayarak, çocuklarımız her türlü tehlikelere karşı uyanık yetiştirecek bir sistem yerine, tamâmiyle vurdumduymaz sistemler içinde kalması ve bilhassa, kendini, Türkçe’yi yıkanların emrinde zannetmesi

Ancak, bu, saymakla tükenmez.

Şimdi, Atatürk’ü nasıl aramazsınız? O, vatanı dışarıya satmak değil, içeride millî vahdeti bozmak isteyenleri bile Ankara, İstanbul ve İzmir meydanlarında sıram sıram astırarak, cumhûriyet’i, yalnız birlik temeli üzerinde kurmaya azmetmişti.

Bugün, bütün çektiklerimiz, memlekette Atatürk irâdesinde bir otoritenin bulunmaması ve hâlâ hükûmetlerin bile böyle bir millî otorite hâline gelmemeleri için ipleri dışarıdaki kukla siyâsîlerin vatanda cirit oynamalarıdır.

 

 

Nihad Sâmi BANARLI, Devlet ve Devlet Terbiyesi, 2. baskı, sayfa : 323-326

(Meydan mecmuası, 22.03.1972)