Romantizm ve Anarşizm

Aslında büyük bir kitap olacak bir mevzûu, her türlü misâl ve isbat çizgilerinden ferâgat edip bir makâle çerçevesine sığdırmaya çalışmamız şunun içindir ki Türkiye’de içtimâî romantizm, yâni milletçe bir güvensizlik azâbına düşülmesi, tekrar 1908 ihtilâlinden sonra görülür. Çünkü 1908 ihtilâlini yapanlar önce Balkan Savaşı’nı kaybederek, milletimize, hem millî târihimizin en utanılan mâğlûbiyetini tattırmış hem de yurdu diktatörlükle idâreye yönelerek, yalnız halkımızı değil, aydınlarımızı da büyük bir hayal kırıklığına uğratmışlardır. Bu harpteki can kaybımız ve bunun kaybediliş şekli ise burada, acıdan, söylenemeyecek ölçüde vahim bir ölçüdedir. Aynı iktidar bunun arkasından yurdu Birinci Cihan Harbi’ne sürükleyerek, milletimizin ülkeler dolusu vatan ve o ölçüde can kaybettirip milletin güvensizliğini perçinlemiştir.

Bu yüzden milletimiz, İstiklâl Harbinde Mustafa Kemal Paşa’nın liderliğini yaptığı Kuvâyı Milliye rûhuna kavuşuncaya kadar tam bir içtimâî romantizm içinde kavrulmuştur. Önce Çanakkale, sonra İstiklâl Harbi zaferlerinin büyük güven sağlayan ve yurda kalkınma şevki veren mû’cizevî kudreti ise Atatürk’ün ölümünden sonra kendini gösterme imkânı bulamamıştır.

 

Bugün, milletimiz,  çeşitli bölünüşler içinde muzdariptir. Bunlar, millî bölünüşler, dinî bölünüşler, siyâsî ve ideolojik bölünüşler manzarasındadır.

***

Diğer taraftan daha dün, siyâsî partilerin sayısı normal sayılabilecek ölçüdeyken bugün aynı partiler milletimize ancak bir bölünme örneği vermişlerdir. Bu bölünmelerin sebepleri ise yine milletimize güven verici sebepler olamamıştır. Memleketimizde mevcut bölünmelerin yerini daha ciddî bir anarşizm almasın istiyorsak, milletimize mutlaka güven verecek bir bütünlüğe yürümeliyiz. Bizim bugün muhtâcı olduğumuz tek romantizm ise, bambaşka bir romantizm, yâni bir millî romantizmdir.

 

Nihad Sâmi BANARLI, Devlet ve Devlet Terbiyesi, 2. baskı, sayfa : 227-228

(Meydan Mecmuası, 10.04.1973)