ALLAH’SIZ SAN’AT

 

Allah’sız san’at, ışıksız lâmba gibi, her türlü şevkten mahrum ve nursuz bir san’attır. Çünkü san’at îmanla ezelden kaynaşmış, hattâ îmandan doğmuş bir insan mârifetidir.

 

Meselâ şiir, mûsikî ve raks, çok iyi bilinir ki, başlangıçta hep bir arada ve dînî törenlerden doğmuştur. Gönülleri büyük Yaratıcı’nın aşkı, ilhâmı ve hayranlığıyle dolu ilk îman adamları, çevrelerindeki insanlara içlerinin heyecânını önce şiirle, mûsikî ile hattâ raksla söylemişlerdi.

 

minyatr

***

İlhâmını ve heyecânını îmandan almış doğu ve batı eserlerini sâdece isim olarak saymak nice kitaplar doldurur. Batı edebiyâtında bütün klâsiklerin hattâ romantiklerin ve daha nice tâkipçilerinin eserlerinde, bazan çok açık îmanlı bir san’at ışığı yanar.

Allah’ı sevdikleri kadınların vücut güzelliğinde yere inmiş sandıkları için ille heykeltraşlar, yaptıkları Venüs ve benzeri ilâh heykelleri ile mermere sâde can değil, aynı zamanda îman işlemişlerdi.

Chateaubriand’ın Atala ve Rene romanlarını da ihtivâ eden bir eser Hristiyanlığın dehâsını belirtmek maksadıyle yazılmıştır. Tolstoy ve Dostoyevski, romanlar boyunca Allah’ı arayan, Allah’la bir arada olan Rus muharrirleridir.

 

***

 

 

Yaratılışta Tanrı’ya benzeyebilmek için ne içinde ne de dışında bir Tanrı göremeyen yeni san’atın hüsrânı çok büyüktür. O kadar ki XX. Asrın san’atının Allah’a değil, san’ata da îmanı yoktur. San’attan insan’a ve insandan san’ata aksederek insanların kılıklarını, kıyâfetlerini, sözlerini ve hareketlerini kaplayan çirkinlik, zevksizlik hattâ iğrençlik gösterileri, bütün bu nursuzluklar, galibâ o en büyük nûr’dan mahrûmiyetin bir ifâdesidir.

 

 

Çünkü san’at da kan gibidir. Bir atalar mîrâsıdır. Doğuşunda Allah ve îman varsa, devâmında da Allah ve îman bulunabildiği ölçüde san’attır.

 

Nihad Sâmi BANARLI, Edebiyat Sohbetleri, 5. Baskı, s:300-304.

About Banarlı

Nihad Sâmi Bey, Bayrakdarzâdeler nâmıyla tanınan Trabzon'un köklü bir ailesine mensuptur. Bu nam, ceddinin Fatih Sultan Mehmed'in Trabzon seferinde bayrakdarlığını yapmasından ileri gelmektedir. 18 Nisan 1907 yılında İstanbul'da doğan Nihad Sâmi Bey'in babasının babası Emin Hilmi Bey, 1293’te İstanbul'da toplanan ilk Osmanlı Meclis-i Mebûsânında Trabzon mebûsu olmuş, ayrıca Matbaa-ı Bahriye Nazırlığı vazifesinde bulunmuştur. Babası İlyas Sâmi Bey ise Trabzon Merkez Mutasarrıflığı Tahrirât Müdürlüğü, İstanbul İdare-i Mahsûsa Tahrirât Başkâtipliği gibi vazifelerden sonra 1892’de Bitlis Vilâyeti mektupçuluğuna tayin edilmiştir. Bundan sonra İşkodra, Kastamonu, Diyarbekir, Musul vilâyeti mektupçuluklarında bulunmuş ve 1900 yılında Süleymaniye Mutasarrıflığına getirilmiştir. Annesi ise yine köklü bir aileye mensup olan Hâfize Nâdire’dir. Nihad Sâmi, ilk tahsilini Fatih Sultan Mehmet Vakfı Sıbyan mektebinde, daha sonra Gelenbevi ve Mercan idadisinde yaptı. Lisenin ilk sınıflarını Vefâ Sultanîsi'nde okudu. Son sınıfta İstiklâl Lisesi'ne geçti ve oradan mezun oldu. 1926’da İstanbul Darülfünunu Edebiyat Fakültesi ve Yüksek Muallim Mektebi’ne giren Nihad Sâmi mezuniyetinden sonra çeşitli liselerde edebiyat öğretmenliklerinde bulunmuştur. 1947’de Eğitim Enstitüsü’ne ve buna ilâveten Yüksek Öğretmen Okulu edebiyat öğretmenliğine getirildi. Nihad Sâmi Banarlı, 1953’ten beri âzâsı bulunduğu İstanbul Fetih Cemiyeti tarafından kurulan İstanbul Enstitüsü ve daha sonra kendi emekleriyle kurulan Yahya Kemal Enstitüsü müdürlükleri yaptı. Gençlik yıllarında piyes, hikâye ve şiirler kaleme alan Nihad Sami daha sonra ilmî çalışmalarına ağırlık verdi. Dâsitân-ı Tevârih-i Mülûk-ı Âl-i Osman ve Cemşîd ü Hurşîd Mesnevîsi isimli mezuniyet teziyle hızlanan ilmî çalışmaları bir neslin edebî ve kültürel donanımında büyük pay sahibi olan Türkçe-edebiyat ders kitapları ve iki ciltlik Resimli Türk Edebiyatı Tarihi ile devam etmiştir. Nihad Sâmi Banarlı’nın gençlik yıllarından başlayarak kaleme aldığı çok sayıda deneme ve makalesi vardır. Bugün 13 ciltlik bir külliyat oluşturan bu yazılar daha ziyade Türkçe, Türk edebiyatı, bilhassa Yahyâ Kemal, [Yahyâ Kemal’in sağlığında yayımlanmamış şiir ve nesirleri, hatıraları da yine Nihad Sâmi tarafından neşredilmiştir] tarih, tasavvuf ve İstanbul üzerinde yoğunlaşır. 1948’den 1962’ye kadar Hürriyet Gazetesi’nde Edebî Sohbetler adı altında neşredilen yazıları da büyük bir alâkaya mazhar olmuştur. Verimli ve tesirli ömrünün sonuna kadar Türk dil, kültür ve edebiyatına hizmet etmiş olan Nihad Sâmi Banarlı, Kadir Gecesine rastlayan 13 Ağustos 1974 günü vefât etmiştir. Eserleri : İnceleme - Araştırma Yahyâ Kemal Yaşarken (1959) Yahyâ Kemal’in Hatıraları (1960) Türkçe’nin Sırları (1940) Şiir ve Edebiyat Sohbetleri (3 cilt, 1951-1954) Resimli Türk Edebiyatı Tarihi (2 cilt, 1948-1975-1979) Dasitan’i Tevarih’i Müluk’i Ali Osman ve Cemşid ve Hurşid Mesnevisi(Ahmedi)(1933) Namık Kemal ve Türk Osmanlı Milliyetçiliği Büyük Nazireler Mevlid ve Mevlid’de Milli Çizgiler Edebi Bilgiler (1940) Metinlerle Edebi Bilgiler (3 cilt, 1955-1960) Başlangıçtan Tanzimata Kadar Türk Edebiyatı Tarihi Fatih’in Zafer Sırları Oyun Kızılçağlayan (1933) Bir Yuvanın Şarkısı (1933) Roman Bir Güzelliğin Romanı (Hürriyet gazetesinde tefrika)